Etiketler

“Vegan menüleri yokmuş da ne demek ya?”

“E yokmuş işte Ezgi. Amerika’da değiliz artık bebişim.”

“Amerika’da olmayabiliriz de yüzyıl farkı da mı var yani?”

“Uzatma işte aşkım, uygun bir şey seçiver şu listeden de sipariş verelim artık hadi. Acıktık iyice.”

“Ne isteyebilirim ki? Her yiyecekte bir katliam söz konusu.”

“Bak şu sandviçlerden isteyelim, salamını filan çıkarttırırız içinden.”

“Ay iğrençsin Dorukcan ya! Kokusu sinmiştir onun! Düşününce bile kusacak gibi oluyorum.”

“Aman yavrum, yapma öyle. Dikkat et kendine de bebeğimize de.”

“………….”

“Balık filan da yemiyorsun sen değil mi?”

“Yuh yani! Bir yıldır öğrenemedin mi? İstersen suşi yemeye gidelim!”

“Hayır, hepsi tamam da, benim pederle tekne işine girmek için can attığımı biliyorsun. Yarın – öbür gün beyazlarımızı çekip koyları gezmeye başladığımızda yakaladığımız balıklarla karnımızı doyuracağız. O zaman ne yapacaksın?”

“Baba-oğul yamyamlarla yola çıkıp katliamınıza tanıklık edeceğimi nereden çıkardın? Zavallı hayvanlara acımasızca taktığınız kancaları çıkarırken oraya buraya sıçrayacak kan gözümün önüne gelince bile fena oluyorum. Zalimsiniz. Kendi zevkiniz için bir başka canlının hayatına ne kadar rahat son verebiliyorsunuz.”

“Zevk mi? Karın doyurmak bu Ez! Kendini korumak.”

“Sus lütfen. Bana ‘Ez’ deme ayrıca, kendimi bir şey eziyormuş gibi hissediyorum. ‘Ezgi’ çok mu uzun?”

“Tamam tamam, anlaşıldı. Listeye dönüyoruz. …………. Hah, tamam! Bundan söyleyelim mi? Bak bu yemek yumurta ile yapılıyor sadece.”

“Nasıl ya? Dalga mı geçiyorsun Dorukcan? Güneş yüzü görmeden makinalarda yaşayan tavukların yavruları onlar. Yazık, o da can ya.”

“O zaman ıspanak da canlı aşkito! Ne yiyeceksin sen? Duvarı kemir bari. Bak yapma böyle hem. Dün bana verdiğin haberle beni dünyanın en mutlu erkeği yaptın, ama şimdi çok üzüyorsun. Bebeğimizin sağlığı için bundan sonra daha dikkatli beslenmen gerekiyor. Bence artık et de yemeğe başlasan iyi olur.”

“………….”

“Korkma balım, ben sana yardım ederim. Ne de olsa artık iki kuzum var benim.”

“Ay kuzu muzu deme Allah aşkına! Şimdi kusacağım.”

“Tamam sevgilim, merak etme, ben yanındayım, kusmana da yardım ederim. Zaten kusman da çok normal bu günlerde.”

“Sus artık Dorukcan, Allah rızası için, nolur ya!”

“Peki yavrum. ……….. Ama neden bu kadar tepki verdiğini anlamadım. ……….. Çok sinirlisin. ……….. Hormonal bir durum herhalde. Olsun, alışırım minik burun. Bak ne diyeceğim? Ben sana burada yiyecek bir şeyler hazırlayacağım. Hiçbir canlıya zarar vermeden, ne istiyorsan onu yaparım. Sen yeter ki bana senin gibi minik burunlu bir kız çocuk ver. Adını ne koysak?”

“Adı yok!”

“Ay ilahi, sen iyice sinir yaptın ya, ben sana yiyecek bir şeyler hazırlayayım da bir sakinleş artık. Bebeği sonra konuşuruz.”

“Bebek yok!”

“………….”

“Bebek mebek yok Dorukcan.”

“Nasıl? Beni kandırdın mı?”

“Kandırmadım, söylediklerim doğruydu, ama dünden beri çok düşündüm. Kafayı yedim resmen. Mümkün değil Dorukcan, ben çocuk sahibi olamam. O bebek doğamaz. Henüz çok erken.”

“Anlamıyorum seni Ezgi. Nasıl böyle birşeyi yapabilirsin?”

“Hazır değilim Dorukcan. Daha çok gencim. Yaşanacak güzel günlerim var. Bir anda herşeye son veremem. Bütün mutluluklardan vazgeçip annelik rolünü üstlenemem. Karar verdim aldıracağım. Yarın için randevu aldım.”

“Yani ……… Zevkin için?”

“Yo, hayır! Kendimi korumak için.”

“………….”

“Nereye gidiyorsun?”

“Biraz yalnız kalıp düşünmeliyim Ez… Sana da tavsiye ederim…”

Reklamlar