Etiketler

,

EFEKT: YAKLAŞAN ADIMLAR

Mustafa – İşte bu oyunun da sonuna geldik Harun. Yine ben kazandım. Ona sıfır olmuştur herhalde skor. Sence de artık çekilmenin zamanı gelmedi mi?

Harun – Sen neden bahsediyorsun Mustafa? Yine yarışta sandın kendini. Ne hırslı adamsın sen. Patronun her ay düzenlediği etkinliklerden birisi bu sadece. Ne kadar ciddiye alıyorsun herşeyi.

Mustafa – Sen ciddiye alma sakın. Benim de işime gelir bu durum. Eziksin oğlum sen. Patron bu etkinliğin sonucuna bakarak risk yönetimi biriminin yeni yöneticisini seçecek. Dünyadan haberin yok. Mehmet Bey’in seni neden bu kadar tuttuğunu anlamadım gitti.

Harun – Her zamanki gibi abartıyorsun Mustafa.

Mustafa – Ben senin gibi ayakta uyumuyorum. Her yerde kolum var benim. Çok sağlam kişilerden öğrendim bunları. Senin gibi kafamı gömüp çalışmıyorum bütün gün. İnsanlarla da ilgileniyorum.

Harun – Bak ne güzel söyledin. İnsanlarla ilgileniyorsan bir yardım et de geri dönüp şu Firdevs Hanım’a bir bakalım diyorum deminden beri. Hala ulaşamadı buraya. Çok merak ediyorum. Kadının astımı var. Düştü mü, kaldı mı, gel dönüp bir bakalım.

Mustafa – Sen git abicim. Ben şimdi şu son adımı atıp bu korku tünelinden çıkarak patronuma dayanıklılığımı ve bu görev için en uygun adam olduğumu ispat edeceğim. Firdevs gibi beceriksiz, şişko kadınlar evde oturup dolma sarsın, börek yapsın. Onun yüzünden geleceğimi tehlikeye atamam.

Harun – Nasıl hain bir adamsın sen ya! Bencil herif!

Mustafa – Kendin gitsene yahu. Benim de işime gelir. Senin de güçsüzlüğünü ve yavaşlığını iyice ispatlamış olurum.

Harun – Ben zaten çoktan gideceğim de gözlerim karanlıkta zor gördüğü için senin kadar hızlı olamıyorum. Hem kadına birşey olduysa tek başıma nasıl çıkaracağım dışarı? Tam göremediğim için yol boyu herşeye çarptım zaten. Nolur bir kere de hayırlı bir işe kalkışsan bilmem ki.

Mustafa – En son hayırlı bir işe giriştiğimde sen taş koymuştun unuttun mu?

Harun – Yine mi o hikaye? Yahu kız kendisi atladı kollarıma ‘dengesiz bu adam, kurtar beni’ diye.

Mustafa – Kollarına atladı diye kucaklaman mı gerekirdi?

Harun – İyi de, sen değil miydin çok hoşlandığımı bildiğin halde Seda’yı ayartıp da nikah masasına kadar götüren? Yine beni zor duruma düşürmek için tüm detaylarıyla planladığın Bizans entrikalarından birisiydi sadece. Zavallı kızcağız, ne perişan oldu senin yüzünden.

Mustafa – Senin hiç mi suçun yoktu yani?

Harun – Ya Mustafa, bırak şimdi bunları da şu Firdevs Hanım’a bir bakalım Allah aşkına. Aynı konuları temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp çıkarıyorsun karşıma.

Mustafa – Temcit pilavı da olsa senden daha iyi yapacağım kesin.

Harun – Ya, evet, ne demezsin? Yaptığım yemekler beğeniliyor diye dünyanın parasını vererek kursa gidip yemek yapmayı öğrenmen akıl alır şey değildi doğrusu.

Mustafa – Boşversene sen, yarışmayı ben kazandım ya.

Harun – Ya iyi de, jürideki kadına milyarlık gerdanlığı ben alsam ben kazanırdım.

Mustafa – Kazanmak için her yol mübahtır Harun. Sen sonuca bak. Şu an benim senden daha iyi yemek yaptığımın belgesi var.

Harun – İyi, aferin Mustafa. Başın göğe erdi mi?

Mustafa – Hayır, birkaç dakika sonra erecek. Ondan sonra zaten patronun olarak her istediğimi yaptıracağım sana.

Harun – Yetmedi mi yıllardır yaptıkların? Küçücük çocukken bile eziyet eder, ağlatırdın.

Mustafa – Hep zayıftın, ben ne yapayım? Biraz güçlü bir rakip çıkamadı karşıma şu dünyada. İnsan hep yenince oyunun da zevki kalmıyor aslında.

Harun – Ne yenmesi? Ne yenilmesi? Seni hiç anlamıyorum ki. Yıllarca hem kendi hayatını zehir ettin hem de benimkini. Ne halin varsa gör. Düşe kalka da olsa geri dönüp Firdevs Hanım’ı arayacağım ben.

Mustafa – Seve seve kabul ederim Haruncum. Yarın sabah ofiste görüşürüz. Kahveyi nasıl içtiğimi biliyorsun.

Harun – Zıkkım iç!

EFEKT: UZAKLAŞAN AYAK SESLERİ

KISA GEÇİŞ MÜZİĞİ

EFEKT: AĞIR ADIMLAR

Harun – Firdevs Hanım, siz misiniz?

Firdevs – Evet Harun Bey, benim. İyi misiniz? Ben sizi çoktan çıkmışsınızdır diye düşünmüştüm.

Harun – Yok… aslında… şey, yani… ben, biraz sizi merak ettim de…

Firdevs – Beni mi? Neden?

Harun – Biraz rahatsızsınız ya Firdevs Hanım. Bir türlü çıkışa gelmeyince başınıza birşey geldi sandım da.

Firdevs – Ay sağolun Harun Bey, çok incesiniz. Ben karanlıktan korkarım da, nasıl olsa bu yarışı kazanamayacağımı bildiğim için yavaş yavaş, tutuna tutuna, şarkı söyleyerek geliyordum.

Harun – Buyrun, bu taraftan Firdevs Hanım. Çıkış çok uzak değil zaten. İsterseniz koluma girin.

EFEKT: İKİ KİŞİNİN AYAK SESLERİ

Harun – İşte geldik.

Firdevs – Gerçekten az kalmış.

GÜLÜŞMELER

EFEKT: ŞALTERLERİN AÇILMA SESİ

Harun – Of, gözlerim! Bu da ne böyle? Kör eder bu ışık böyle aniden.

Müdür Mehmet Bey – (yankılanarak, mekanik) Korkmayın Harun Bey, kör olmazsınız.

Harun – Mehmet Bey? Mehmet Bey, kusura bakmayın göremiyorum sizi.

Müdür Mehmet Bey – Çok normal Harun Bey. Kumanda odasından sesleniyorum çünkü. Siz beni duyamazsınız ama ben sizi bu etkinliğin en başından beri dinliyor ve kameralarla izliyorum.

EFEKT: AYAK SESLERİ YAKLAŞIR

Mustafa – Mehmet Bey?

Müdür Mehmet Bey – Mustafa Bey?

Mustafa – Hmmm. Yaklaşık on dakikadır sizi çıkışta bekliyorum da ben, efendim, bilmenizi istedim. Belirlenen hedefe hiçbir engel gözetmeksizin ulaştım efendim.

Müdür Mehmet Bey – Evet Mustafa Bey, biliyorum, tebrikler.

Mustafa – Teşekkür ederim Efendim, layık olmaya çalışıyorum. Takdirlerinizle varım.

Müdür Mehmet Bey – Yok olun o zaman Mustafa Bey! Kardeşiniz sizi defalarca uyardığı halde Firdevs Hanım’a yardım etmeye gitmediniz.

Mustafa – Ama efendim… ‘Kardeşiniz’ demesek efendim? Hiç profesyonel olmuyor.

Müdür Mehmet Bey – Profesyonelliği sizden mi öğreneceğim? Şu an aramızda bir ölü olabilirdi. Üstelik biz ‘risk yönetimi’nden bahsediyoruz burada. Bırakın yöneticiliği, sizin gibi şirketi zor duruma sokacak kadar insanlıktan uzak birisiyle çalışmak bile istemiyorum Mustafa Bey.

Mustafa – Ama… Ne yani? Harun mu kazandı?

Harun – Abi yaa… Hala mı?

Müdür Mehmet Bey – Hayır Mustafa Bey.

Harun – Hayır mı? Neden? Ben döndüm ama geri Firdevs Hanım’a yardım etmek için.

Müdür Mehmet Bey – Evet, doğru, döndünüz, ama lüzumsuz bir tartışma içerisine girip çok fazla zaman kaybettiniz. Astım hastası olduğunu bildiğiniz Firdevs Hanım’ın durumunun ciddiyetini kendi sorunlarınıza dalarak unuttunuz. Kendi meselelerinizi ilk sıraya yerleştirdiniz.

Harun – Ama abim yüzünden!

Müdür Mehmet Bey – Evet, maalesef, aile meseleleri doğru düşünüp acil harekete geçerek riski yönetmenize engel oldu. Eyleme geçmede yavaşsınız. Yöneticilerin tepki koyma lüksü yoktur Harun Bey. Lütfen siz de kendinize bir iş arayın.

KISA ES

Firdevs – Efendim… Bütün sorun benden kaynaklandı aslında. Bu kadar başarılı iki elemanınızın geleceğine engel olmak istemem. O tünele hiç girmemeliydim ama geri kalmak istemedim, herkesin yaşadığını ben de deneyimlemek istedim. Üzgünüm. Bu seferlik onları affetseniz?

Müdür Mehmet Bey – Hayır Firdevs Hanım, affedemem. Olay çok ciddidir. Ayrıca, kararım kesin. Yeni risk yönetimi müdürümüz sizsiniz.

Firdevs – Ben mi?

Müdür Mehmet Bey – Evet. Gecenin bu vaktinde neden böyle bir etkinlik yaptığımızı bilmeseniz de en makul davranan çalışanımız siz oldunuz. Hasta olmanıza ve endişe duymanıza rağmen hem ekibin bir parçası olup bizlere katıldınız, doğru davranışlarla, yavaşça ama sakince çıkışa vardınız, hem de herşeye rağmen çalışma arkadaşlarınızı korumaya çalıştınız. Riski doğru yönetmek değilse nedir bu? Tebrikler Firdevs Hanım, yeni göreviniz hayırlı olsun.

Firdevs – (beş saniye suskunluktan sonra) Sağolun Efendim.

EFEKT: FİRDEVS VE MEHMET BEY’İN KONUŞMALARININ SESİ KISILIRKEN HARUN VE MUSTAFA’NINKİ VERİLİR

Harun – Sağol abi yaa. Yine yaptın yapacağını yani. Bu kaçıncı iş kovulduğumuz?

Mustafa – Senin yüzünden ezik kardeşim benim. Küçükken de böyleydin. Az güçlü ol ya..

EFEKT: SESLERİ AZALTILIR

 

Reklamlar