Etiketler

, , , , ,

Balıkçı, motorun ipini hızla kendine doğru çeker. Kesik kesik patlamalardan sonra ses kesilir. Aynı hareketi birkaç kez tekrarlar. Motor çalışmaz.

Balıkçı : (söylenerek yerine döner) Allah Allah… Noldu buna hindi? Birşey tıkadı herhalde. (Teknede oturan diğer adama dönerek) Neyse senin içkini veren de…

Adam kadehini uzatır. Balıkçı doldurur.

Balıkçı: Sen de turu beyaz şarapla bitirdin kuzen. Mundar ettin valla. Balığa çıkınca rakı içer adam.

Adam: (yüzünü buruşturarak) Kokusuna bile tahammül edemiyorum ben onun.

Balıkçı: Aaa, asıl kokusu damar yapar onun kuzen.

Adam: (alaylı bir gülümsemeyle) Sizin bu kuzen lafına da bitiyorum. Nereden kuzenin oluyorum ben senin?

Balıkçı büyük bir yudum alarak rakısını bitirir. Çay bardağını tahta masaya koyar.

Balıkçı: (gülerek) Bene birşey olman lazım değil. Burada herkes kuzen.

Adam:‘Bene’ değil yalnız ‘bana’.

Balıkçı: (boynunu hızla bir sağa bir sola eğerek) Biz okumadık Tonguş Bey. İlkokul üçten terk. Sen bilirsin doğrusunu.

Adam: Tonguç. Neyse, bir daha denesen şu motoru. Düzelmiştir belki. Gitsek iyi olur artık. Hava kararıyor.

Balıkçı homurdanarak tekrar motorun yanına gider.

Balıkçı: Hindi yaparız. Endene otur sen hele. Sabret bakaan bi.

Balıkçı motorun ipine asılır. Birkaç patlama ve sessizlik.

Adam: Acaba yekede mi problem?

Balıkçı: Yekeyle ne alakası var? Duymuyon mu pancarı? Senin kulaklar gidik kuzen.

Adam: Daha neler? Ben müzisyenim be adam. Doğru konuş. Seviye yerlerde yaa.

Balıkçı: (birkaç saniye susar) Kusura kalma. Ben müzikten anlamam. İlkokul üçten terk. Bir Aynur Haşhaş’ı bilirim. On numara. Ama senin işine de burnumu sokmam Tonguş Bey!

 Adam: TONGUÇÇÇ!

Balıkçı: Tonguşç Bey, bu teknede büyüdüm ben. Sen de az sus da anlatsın pancar derdini.

 Adam: İyi tamam, pardon (ağzını fermuarla kapatmış gibi işaret eder). (Kendi kendine) Adam motora isim takmış. Pancar diyor, koptum ya. Dönünce feysten paylaşmalı bunu.

Adam çantasından fotoğraf makinasını çıkarır ve motorla uğraşan adamın resmini çeker.

Balıkçı: (birden durup gözlerini adama dikerek) Sordun da mı çektin Tonguş Bey?

Adam: Neden sorayım? Bu köyün bir balıkçısı değil misin? Topluma malolmuş bir karaktersin sen.

Balıkçı tekrar motorla uğraşmaya koyulur.

Balıkçı: (söylenerek) La havle… Bütün gün sabrettik şu lavuğa. Kurtulamadık gitti be. (yüksek sesle) Ya sabır!

Adam ona doğru bakar, kafasını çevirir. Kadehini doldurur. Balıkçı, benzin bidonundan motora giden hortumu çıkarıp ağzına alarak emmeye başlar.

Adam: (yıldızlara bakarak) Sorunların temeline inmeli önce insan. Yani sen bir duvara yansıyan ‘oynaşan ışıklar kümesi’ görsen nereden geldiğini anlamak için duvara bakıp kalmazsın değil mi? Karşı tarafındaki semti geniş açıdan tarama altına alırsın. Ya da bir yerde istenmeyen ateş görünce kızıl kıvılcımların dansına bakıp kalmazsın. Ateşin kaynağını düşünürsün ki soruna müdahale edebilesin. Yoksa daha çok sıkıntı yaşarsın. Hem ne demiş ünlü bilim adamı? Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz.

Balıkçı: Ne uzatıyon Tonguş? ‘Düşünmeden …… taş arar’ derler ona.

Adam yüzünü buruşturarak iğrenmiş bir tavırla başını iki yana sallar.

Balıkçı: Ama ben şahsen bir sorun çıkınca Allah ne verdiyse girişirim. (kızgın bir yüzle adama bakar ve kendi kendine) Az sonra da girişcem de…

Adam balıkçının söylediği sözlerin son kısmını duyamadığı için sıkılır. Yerinden kalkıp balıkçının tam yanına gider ve başına dikilir.

Adam: Olmaz işte öyle. Toplum olarak en büyük hatalarımızın başında geliyor. Çocuk milletiz biz. Çok fevri yani herkes, anlıyor musun? Durup düşünmek yok. Çatışma ile baş etme becerileri sıfır. Problem çözme döngüsü denen bir şey var. Boşuna mı icat edildi? Bir sorunu olan herkes Allah ne verdiyse girişse ne olur? O yüzden hiçbir sorunu çözemiyoruz zaten. Habire bir şark zihniyetli, ilkel Arap baharı havası yani. Kime göre ‘bahar’? Hangi bahar?

Balıkçı derin bir iç çeker. Yüksek sesle öfler. Elindeki hortumu yerine takar. Ayağa kalkar, motora dönüp eğilir. İpi bir kez daha sımsıkı kavrar ve tüm gücüyle, son sürat kendisine doğru çeker. Motorun çalışma sesi duyulur. Ancak aynı anda arkasında ayakta durup şarabını yudumlamakta olan adamın karnına hızla saplanan dirseği yüzünden adamın dengesi bozulup denize düşmüştür.

Balıkçı hemen can simidine koşar.

Balıkçı: Ya be adam! Orada durulur mu?

Adam: Ayy! İmdaat! Kurtar beni! (adam suda çırpınır, sürekli ağzına giren suları tükürür. Bir yandan da avaz avaz bağırarak) Allah belanı versin hayvan! Senin balıkçılığının da kaptanlığının da ………..!

Uzaklaşmakta olan teknenin ardından bağrınmaya devam ederken balıkçının sesini duyar:

Balıkçı: Piroblemin varsa düngü kullan la Tonguşşşşş!

Reklamlar