Büyük bir sarsıntıyla teleferik aniden durur ve olduğu yerde sallanmaya başlar. Teleferiktekilerin telaşlı çığlıkları duyulur.

Kadın : “Ay n’oluyor? Bu da ne böyle? (Sağa sola bakınır, cama burnunu dayayıp aşağısını görmeye çalışır, sonra yukarıya, tellere doğru bakar) Ne oldu acaba? Neden durduk şimdi? (Yanındakine döner) Bu normal mi beyefendi?”

Adamın bir kulağında kulaklık vardır. Hüzünlü bir müzik sesi duyulmaktadır. Kadın, hiçbir tepki vermeyen adama 2-3 saniye bakar, tekrar cama yapışır. Aşağıya doğru el sallayarak bağırır:

Kadın: “Canım ne oldu yaa? Yardım et lütfen! Burada kaldık galiba! (Yanındaki adama döner) Beyefendi lütfen,.. ne olmuş olabilir? Bir şeyler düşünün. Ne yapsak? Bir fikriniz var mı? İnanmıyorum ya. Ne kadar sakinsiniz. Bu durumda müzik mi dinlenir?”

Adam, teleferik hareket ettiğinden beri baktığı noktaya bakmaya devam eder:

Adam: “Sakin olun lütfen. Dünyanın sonu değil.”

Kadın: “Siz olun beyefendi. Belki de dünyanın sonudur. Ah nişanlımı dinleseydim bunlar gelmeyecekti başıma. Yalvardı neredeyse ‘binme’ diye, yok, binecekmişim illa. Babamın evinde görmediklerimi göreceğim diye üzdüm adamı. Allah verdi işte cezamı.”

Adam ilk defa kadına bakar.

Adam: “Neden istemedi ki binmenizi?”

Kadın: “ ‘Kara kutu’ der böyle şeylere o hep. Asansörleri de sevmez. Sevmediği kadar da var aslında. Bir ay kadar önce asansörde kalmışlar annesiyle. Annemle… Tam da iş başvurusuna gittiği gün.  Bu ne şimdi ya?” (Aşağı doğru bakarak cama vurup bağırır) Heeey! Burada mı kalacağız biz? Kimse kurtarmayacak mı?” (Bir süre elleri ve yüzü cama dayalı kalır. Sonra yavaşça camdan ayrılır, arkasını dönüp teleferiğin duvarına yaslanır. Titremeye başlar. Mantosunun iki yakasını elleriyle çekerek önünü kapatmaya çalışır.)

Adam kadına daha dikkatli bakar, bir eliyle hafifçe koluna dokunur:

Adam: “Sakin olun lütfen. Ufak bir problem. Kurtarırlar bizi elbet.”

Kadın: “Nasıl bu kadar sakin olabiliyorsunuz anlamadım.”

Adam: “Tecrübeyle ilgili sanırım.”

Kadın: “Gerçekten mi? Teleferikte çok mu kaldınız?”

Adam: “Hayır, ilk defa kalıyorum. Ama dünyada daha büyük acılar olduğunu gördüm. Bence buradan kurtulduğunuz zaman sizi kucaklayacak birisi olacağı için sevinin. Şu an aşağıda olduğuna göre sadece sizi düşündüğünden, başkalarıyla gazoz içmediğinden de emin olabilirsiniz. Daha ne istiyorsunuz Allah aşkına? Siz derdi olmayan insanlar neden bu kadar didiklersiniz hayatı? Neden yaşarken sahip olduğunuz güzelliklerin değerini bilmez de illa acıları çağırırsınız? Bilmezsiniz ki hayatınız birkaç saniye içinde koca bir felakete dönebilir, sıradan gördüğünüz bir kalemtraşla kalp krizi geçirebilirsiniz”.

Kadının şaşkın gözlerine bir süre daha bakar, kulaklığın diğer tekini de kulağına yerleştirir. Müziğin sesi yükselir. Kadın şaşkın bakmaya devam ederken yine büyük bir gürültü ve sarsıntıyla teleferik hareket eder. Teleferiktekilerin ilk heyecanla attıkları çığlıkları gülüşler ve alkışlar takip eder. Tepeye vardıklarında otomatik kapı açılır, herkes sevinçle aşağı iner. Kadın, kendisini bekleyen genç adama sarılır:

Kadın: “Oh çok şükür. Canım çok korktum yaa.”

Genç Adam: “Tamam bir tanem, geçti. Benimlesin yine bak. Her şey geçti. Ben de çok korktum ama. Canım benim.”

Kadın: “Özür dilerim aşkım. Bir daha ‘yapma’ dediğin şeyleri yapmayacağım.”

Genç Adam: “Canım boşver şimdi bunları. Sen geldin ya. Yanımdasın ya. Bana yeter. Düşlerimi süsleyen güzel. Gerçekleşmeyen düşler ülkesine gidiyorsun diye ödüm koptu.”

Kadın: “Ne diyorsun anlamadım canım ama neyse, ben de çok rahatladım. Ay Orhancım, çok tuhaf bir adamla karşılaştım. Biraz tırlatmış herhalde. Biz can derdindeyiz, o gazoz mazoz, kalemtraş malemtraş, bir saçmaladı yani. Ay neyse canım, çok sıkıldım tepede yaa.  Şuradan hemen taksiye binsek olur mu? (saatine bakar) Ohoo, saat kaç olmuş! Daha yaprak sarması yapacağım. Ayy, annem yaprak almıştır inşallah. Akşam komşular gelecek yemeğe. Hiç dert bitmiyor yaa.”

Uzaklaşırlar.

Reklamlar