Etiketler

, ,

Yazmam lazım

18 Mayıs 2005, Çarşamba

Kıpkırmızı bir mutluluktur gelincik tarlaları. Göz alabildiğine coşku. Sahip oldukları kan renginden midir bilinmez, insanın hepsini toplayası gelir, toplayıp öldüresi.

Vazoya kadar bile sürmez ömürleri. Hayvani sahip olma duygumuzdan nasibini alan her özgür güzellik gibi, hapsedilecekleri ‘yuva’ya giderken, yolda son bulur cazibeleri.

Alev alevdir gelincik tarlaları. Kıpır kıpır heyecan. Kafasını koparıp sapına takarak ‘gelin’ yapmayı öğretene kadar anneler çocuklarına. Kendi bahtsızlıklarının intikamını doğadan almak istercesine yeni nesillere taşır eski gelinler vahşetlerini.

Çiçek toplamak için yolda durmuş ‘mutlu’ ailelerden kurtulabilmiş gelincikler bekler sıralarını. Yaşarlar kendi doğalarını.

Yüreğinde yazı yazma sevdası barındıran bir insan yazmıyorsa, anneler ve çocuklar tarafından toplanmış gelinciklere benzer. Güzel oldukları için birileri sahip olmak ister. Olmadık bir yerlerine kafa monte edilerek gelin yapılırlar. Bunlar, insanlığın kendi ‘mutluluk’ kavramlarını her bir bireye benimsetme çabalarının getirdiği sanatçı ölümüdür.

Doğasında özgür ufuk barındıran gelincikler, tıkıldıkları vazolarda önce solarlar, sonra cansız hayatın bir parçası olurlar.

Reklamlar